Anasayfa > Endüstri Mühendisliği Üzerine > Motivasyon Ve Endüstri Devrimi

Motivasyon Ve Endüstri Devrimi

Endüstri devriminin getirdiği önemli yeniliklerden biri olan işbölümü ve onun doğal uzantısı uzmanlaşma ve diğer etkenler, işgörenlerde, zaman içinde işe ve işletmeye karşı ilgisizlik ve isteksizlik yaratmıştır. Taylor’dan Mayo ’ya ve günümüze dek birçok araştırmacı bu ilgisiz ve isteksiz insanı yeniden ilgili ve istekli kılmanın yollarını araştırmış ve motivasyon konusunda kuramsal boyutlara ulaşan araştırma ve incelemeler yapmışlardır. Araştırmacıların üzerinde durdukları en önemli konu işgörenlerin davranışlarını, işe olan farklı bağıntılarını ve bunların gerçek nedenlerini bulmaktır. Özellikle yanıtını aradıkları soru şuydu: İşletmede işgörenlerin bir bölümü işlerini büyük bir ilgi ve arzu ile yaparken, aynı koşullarda ve benzer yeteneklere sahip diğer bir bölüm işgörenlerin isteksiz ve düşük verimle çalışmalarının nedenleri nelerdi? Bu soru işletmelerde motivasyon konusunun özünü oluşturan, fakat yanıtı aranırken, bir başka deyişle işgörenleri işlerine istekli olarak bağlamanın, yeniden kazanmanın gerçek güdüleri araştırılırken çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.

Geliştirilen motivasyon kuramlarını incelemeden önce bu kuramların doğmasında önemli rolü bulunan ve endüstri devrimiyle başlayan teknolojik gelişmelerin yarattığı çalışma isteksizliği incelenmelidir. 19. Yüzyılın başından bu yana endüstrinin hızlı gelişme göstermesi, üretimin görülmemiş boyutlara ulaşmasına yol açarken çalışan kesimde , daha ilk yıllarda huzursuzluk, hoşnutsuzluk ve işe karşı isteksizlik baş göstermiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısında makinalaşmayla başlayan teknolojik gelişmelerin ilk dönemini “birinci endüstri devrimi” olarak tanımlamak yerinde olur.

1.1. BİRİNCİ ENDÜSTRİ DEVRİMİNDEKİ GELİŞMELER

18. yüzyılın sonlarına doğru birinci endüstri devrimiyle uygulamaya sokulan ve günümüzde hala devam etmekte olan teknolojik değişim dalgası, üretim için gerekli enerjiyi tedarik fonksiyonunun işgücünden, makinelere geçmesi sonucunu doğurmuştur.

Birinci endüstri devrimine damgasını vuran olgu, makinalaşmadır. Bu olgu, üretimde enerji gücünün ve yapım yeteneğinin insandan alınarak makinalara devredilmesini anlatır. Makinanın yaptığı üretim işlevi, insan ya da hayvanların fiziksel gücüne dayanarak yapıldığından daha ucuz ve kalitelidir. Bunun yanında, üretim kapasitesini eskisine oranla yükselmiş olması, standardizasyonun sağlanması, üretimin daha kısa sürede yapılarak zamandan artırıma gidilmesi, makinalaşmanın getirdiği yararlar arasında sayılabilir.

Makineleşme ile daha önce işgörenin yaptığı işler, buhar ve enerji gücüyle çalıştırılan bazı araç ve gereçlere devredilmiş, bu olay ise bazı olumsuz gelişmelere neden olmuştur. Ortaya çıkan ilk ve en önemli sorun makinalaşma ve daha sonra otomasyonun sürekli gelişme göstermesi sonucu, direkt üretim alanında birçok işçinin işinden olmasıdır. Teknolojik işsizlik olarak bilinen bu gelişme, makinalaşmanın doğurduğu en önemli sorundur. Bununla birlikte uzun vadeli düşünüldüğünde makinalaşma, makinaların üretimini hızlandıracağından üretilen her yeni makinanın yeni bir iş alanı oluşturacağı savunulabilir. Çünkü makinalaşma insan unsurunu işten soyutlamaz, ona en azından gözetim, denetim ve bakım işlerini bırakır.

Öte yandan birinci endüstri devrimi bir takım sosyal sorunları da kendisiyle birlikte getirmiştir. Makinalaşmanın başladığı ilk yıllarda insanları fabrikalarda çalışmak üzere toplamak, dengeli toplum üzerinde ciddi bir yerinden etme etkisi yaptı. Birkaç yıl içinde toplumdaki düzen, güvensizlik ve denge kayboldu. Kırsal bölgelerden kentlere kayıldı ve kişiler, kendilerini gittikçe büyüyen toplumlar içinde buldular. Bu büyük toplumlarda kişinin artık eskiden olduğu gibi bir yeri yoktu. Büyük çapta sosyal uyuşmazlık baş gösterdi. Bu durum, toplumda karşılıklı huzursuzluk ve birey düzeyinde ise zorluklar ve psikolojik şoklar biçiminde kendini gösterdi.

Ancak makinalaşma olayının endüstriyel davranışlar açısından en ilgi çeken yönü insan unsurunun işsiz ve toplumda yalnız kalmasından çok, amaçsız kalmasıdır. Bir başka deyişle, iş üzerindeki yapıcı ve yaratıcı üstünlüğün makinaya geçişi ile insanın işletmedeki işlevinin köklü değişikliğe uğramış olmasıdır. Artık üretilen malın mimarı insan değil, makinadır. Çalışma onuru ve arzusu eskiye göre azalmıştır. Belki de insan giderek makinanın tutsağı durumuna dönüşmüştür. Bu nedenle iş görenin kendisini makinaya hizmet eden bir araç olarak görmeğe başlaması ile çalışma mutsuzluğunun doğması arasında bir ilişkinin varlığı, çoğu kez makinalaşma dalgasına dayandırılır.

1.2. İKİNCİ ENDÜSTRİ DEVRİMİNDEKİ GELİŞMELER

Birinci endüstri devrimini simgeleyen en önemli gelişme makinalaşma iken , ikinci endüstri devrimin oluşturan olay, otomasyon denilen gelişmedir. Makinalaşmanın teknolojik uzantısı olarak tanımlanan otomasyon, üretim sürecinde önemli yenilik ve değişikliklere yol açmıştır. Makinalaşmada insan unsuru bütünüyle silinmez. Makine-insan işbirliği belirli ölçüde sürdürülür. En azından insan makinayı yönetir, çalıştırır, gözetler ve denetler. Oysa otomasyonda insan unsurundan soyutlanma vardır. Bir kaynakta belirtildiği gibi otomasyon, üretimde insan fonksiyonunu kaldırmaktadır. Bu durumda makinalar üzerindeki yönetim ve denetim fonksiyonu, başka makinalar tarafından gerçekleştirilir.

Bir makine, insanın çalışmasını gerektiriyorsa makinalaşma söz konusudur. Eğer bir makine insan çalışmasının yerine geçerken kendi işlerini yine kendisi kontrol ediyor, meydana gelecek hataları bizzat düzeltiyor ve insanı bir yana bırakıyorsa o takdirde otomasyon vardır. Daha basit bir anlatımla otomasyon makinalaşmanın fiziksel gücüne, düşünsel gücün eklenmesidir.

1950 ve 1960 yılları arasında, kısa sürede otomasyon işle ilgili uygulamaya egemen bir güç hâline gelmiştir. Otomasyon ilk kez fabrikada uygulanmaya başlanmış, oradan büroya geçmiş, daha sonra da basit planlama ve karar vermelerde kullanılmak üzere yönetim basamaklarına kadar uzanmıştır. Otomasyonda temel ilke kendini yöneten ve düzelten bir denetim sistemi aracılığıyla işlerin otomatik olarak ayarlanmasıdır. Böylece bazı denetim görevleri makinaya verilmiş olduğundan, işçiler üretimi denetlemek için eskisine göre daha az iş yaptıkları görülür. Ancak işgörenlerin daha az enerji ile daha çok üretim elde etmeleri onları mutlu etmemiştir. Makinaların yönetim ve denetimi başka makinalara devredilirken, yani otomasyon devreye girerken insan unsurunun biraz daha kenara itildiği bir gerçektir.

İkinci endüstri devrimiyle başlayan otomasyon daha sonra elektronik, sibernetik, bilgisayar gibi gelişmelere kadar uzanmıştır. Günümüzde bu gelişmelere “üçüncü endüstri devrimi” ya da “bilgi çağı” denilmektedir.

Otomasyon işgörenlerin çalışma düzeninde köklü değişiklikler meydana getirirken onların çalışma alışkanlıkları, gelenekleri, davranışları ve ruhsal yapıları üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yaratmıştır. İnsanlar makinaları kendilerine hizmet eden araç olarak yaratırken , daha sonraları makinaların tutsağı olmuşsa bunun nedenini teknolojinin araç niteliğinden amaç niteliğine dönüşmesinde aramak gerekir. İnsanın kendi buluşlarını efendisi ya da kölesi olması, otomasyonun en önemli sorununu oluşturur. Bu nedenle teknolojini geliştirdiği araçlar kullanılarak bireyin ekonomik ve sosyal yaşam düzeyinin yükseltilmesi amaçlanmalıdır. Bu arada otomasyon sürecine geçişle elde edilen boş zaman işletme içi ya da dışında sosyal uğraşların geliştirilmesinde değerlendirilebilir.

Otomasyona ilişkin ilginç bir gelişmede yönetsel alanda görülür. Örneğin, elektronik beyin, yönetsel bilgilerin çıkarılma ve değerlendirme işlevini üstlenmekle bir devrim yaratırken, ilk bakışta iş güvenliği üzerinde bir tehdit unsuru oluşturmuştur. Özellikle, emek yoğun olduğu büyük örgütlerde ve ticari işletmelerde bu gerçeği daha yakından izlemek olasıdır.

Gerek yönetsel gerekse teknik bölümlerde otomasyon nedeniyle ortaya çıkan genel sorun şudur: Daha az işçiye gerek duyulduğundan bunların bir kısmı ya işten çıkarılma, ya da başka atölyelere örneğin otomasyonun henüz geniş olarak uygulanmadığı bir bölüme aktarılmaktadır. İkincilerin transfer sorunları kendisiyle birlikte sosyo-psikolojik sorunları da getirmektedir. Çünkü bunların işsiz kalmaması için bazı durumlarda, başka şehirlerde veya bölgelerde bulunan fabrikalara aktarılması gerekli olur. Oysa bunları evlerinden, yerleşim bölgelerinden, ailelerinden uzaklaştırmanın sakıncaları büyük sorunlar yaratabilir. Çok önemli sorunlar doğmasına karşın otomasyon üretimin en hızlı biçimde gelişmesini sağladığı için çağımızda önüne geçilemez bir süreç olmuştur. Oluşan boş zamanların nasıl geçirileceği ve değerlendirileceği sorunu denilen teknolojik gelişmeye karşı çıkmak ne kadar anlamsızsa , robotlaşmaya kadar uzanabilecek, insanları makinaya tutsak edecek ve işletmenin dışına itecek boyutlara ulaştığında bu gelişmeye karşı gerekli önlemlerin alınması ve insanın bu sistem içindeki psikolojisinin sağlamlaştırılması da o ölçüde anlamlıdır.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: